19 Mart 2017 Pazar

Cumartesi Önerisi

İyi pazarlar.

Bugün için herhangi bir planınız yoksa evde oturup birşeyler izlemek istiyorsanız bence bu belgeseli kaçırmayın !


Belgeselin;

Adı: No Impact Man

Süresi: 93 dk

Yönetmen: Laura Gabbert ve Justin Schein

IMDb Puanı: 6,7/10

Çok tatlı bir ailenin küresel ısınmaya karşı açtıkları savaş diye özetleyebilirim belgeseli. Sıfır atık konusunu, satın almamayı 1 yıllığına uygulamaya karar veriyorlar.

Örneğin çocukları için bebek bezi almak yerine yıkanabilir organik bezleri kullanıyorlar.

Sebze ve meyvelerini kendileri yetiştiriyor. 

Yani hepimizin yapmaya çalıştığı küçük değişiklikleri bu aile 1 yıl boyunca yapıyor ve 1 yılın sonunda yeni alışkanlıklar kazanmış oluyorlar.

Belgeselde kafama takılan tek yer elektriğin kullanılmaması oldu. Isınma ve benzeri şeyleri ilkel yollarla yapmaya çalışıyorlar ama ben o kadar derine inemiyorum. Sonuçta elektrik için güneş enerjisi kullanma gibi alternatif alanlar var. Ya da elektrik kullanımını "en az" seviyeye düşürmek bana daha makul geliyor.

Sıfır atık konusundaki görüşlerini ve ulaşım araçlarının kullanımı hakkındaki bölümleri çok beğendim. Plastik ürünlerden kurtulduğu sahnede kendimi gördüm hatta.

 İlham sağlıyacağından eminim ve izlemenizi tavsiye ederim :)

Sade günler dilerim :)







16 Mart 2017 Perşembe

Yavaş Yaşama Hedeflerim

Selamlar.

Bahar kapıda kışın ağırlığını üzerimizden atmak lazım. 


Sadeleşmeyi yaşamımızın her alanında uyguladığımız gibi kendimizi de unutmayalım.


Nasıl ev/iş/arkadaş için küçük hedefler varsa kendimiz için de uygulamamız gerektiğini düşünüyorum.


Bedenimiz çok yoruluyor. Farkında olmuyorum ama günün sonunda "ne gündü ya" demeden kendimi alamıyorum, artan omuz ve baş ağrıları da işin yan etkisi tabi.



Herşeye yetişmek mümkün değil. Herşeyi mükemmel yapmaya çalışmakta mümkün değil bence. İnsan kendini hasta hisseder bir süreden sonra. Yavaş ve anlamlı yaşamak lazım.


Bu konu hakkında çok düşünüyorum bu aralar. Fazla yavaş yaşadığım söylenemez ama küçük hedeflerle gerçekleştirmek istiyorum bunu.




Uygun Bir Zamanda Yatağa Geç


Çoğu zaman geç yatıyorum, erken kalkıyorum. Fazla uyku alamama problemim yok ama ileride bu alışkanlığın benim sağlığımı nasıl etkileyeceğini bilemiyorum. O yüzden vücudun uykuya ihtiyaç duyduğu zamanlarda bu ihtiyacı karşılamak en iyisi. 


Eşyaları Ayıkla


Uzun zamandır ertelediğin evdeki fazlalıklardan kurtulma operasyonuna başla bence. Tam da bahar gelmeden. Temizlik yaparken seni yoran objeler, sürekli karşına çıkan ama ne yapacağını bilmediğin eşyalar varsa veda etme zamanı gelmiştir. Boş günün varsa veya oda oda ayıklama işini yapmayı unutma.


Öğle veya Akşam Yemeğinden Sonra Yürüyüş

Akşamları yapamıyorum ama öğlen yemekten sonra 15-20 dakika arasındaki yürüyüş hem yediklerimi sindirmek için güzel bir aktivite hem beyni tazelemeye yetecek kadar temiz hava alınması gerektiğini düşünüyorum. Tabi bazen temiz hava sahası bulamamak insanı arı bir üzüyor.

Kendini İzle

Hedefleri ayarlıyoruz güzel ama asıl önemli olan bunları gerçekleştirebilmek. O yüzden kendinize ait ajandanızda veya yapılacak listenizde her güne işaret atarak hem kendinizi izleyebilir hem de motivasyonunuzu arttırabilirsiniz. Teknolojiden yararlanmak isteyenler için Momentum uygulamasını önerebilirim. Kendim için yapılacaklar, alışkanlık izleyicisi şablonu oluşturmaya başladım tamamlandığında blogda paylaşacağım.




Yavaş yaşama konusunu bir sonraki yazımda devam edeceğim. Sizin de uyguladığınız teknikler, hedefler veya yavaş yaşa konusunda bilgiler varsa benimler paylaşmayı unutmayın.

Yorumlarınızı bekliyorum!

Sevgiler :)

9 Mart 2017 Perşembe

Sabah İnsanı

Yeni bir döneme alıştım ve döndüm :) Herkese selamlar !!!

İlk başta çok yoğun gibi gelsede 12 günde alıştım yeni dönemime. Bu yoğunluk blog yazılarımı da etkileyecek. Önceliklerimde değişiklik yaptığım için perşembe ve cumartesi günleri blog yazmaya karar verdim.


Alışmamı en çokta sabah erken kalkmalara borçluyum.

Ben çocukken çizgi film izlemek için sabahın köründe kalkanlardandım. Erken uyanmanın daima bir verimlilik etkisi var üzerimde, o yüzden fazla zorlanmıyorum, sadece uyguladığım birkaç basma kalıp olayları sizinle paylaşmak istiyorum.

1- Vücudunu dinle: Çoğu kişi erkenden kalkmayı ister ama başaramaz. Nedeni bedenini zorlamasıdır bence. Her bünye farklıdır. Her kişinin uyku ihtiyacı, uykuyu algılaması farklıdır.Bazı insanlar uyku fazla önemsemezken, bazıları için günün en güzel saatleridir. İlk olarak uykunun bedenimiz için yerini belirlemek gerekmektedir. Mesela okul/işin var diyelim haftaiçi  6.30'da kalkıyorsun. 5 gün böyle devam etti. Cumartesi pazar düzenini bozarsan, erken kalkmak senin için biraz zorlaşır. Pazartesileri kabusa döner diyebiliriz. İş veya okula göre uyuma. Vücudunun istediği zamana göre uyu. Çoğu yerde en az 8 saat yazar, bazıları 6-7 saat arası der. Ben aslında pek bunları takmıyorum. 

Bir ay boyunca kendi uykumu gözlemledim. Bunun için Sleep Cycle uygulamasını kullandım. Ve tam olarak 6 saat 15 dakika uyumanın bana yettiğini farkettim. Fazla uyuduğumda 8 saat gibi o gün sanki daha sersem oluyorum. REM uykumu bölerek uyandığım için tam bir döngüyü tamamlayamıyorum. O yüzden sizin de kendi vücudunuzu dinleyerek ihtiyaç duyduğu saati algılayabilirsiniz. 



2- Kahve/Mavi Işık/Stres: Yatağa gelmemesi gereken 3 şey. Uykunun düşmanları da denilebilir. 

Gece yatmadan önce telefona bakmak, sabah kalkar kalkmaz telefona sarılmak alışkanlığı sanırım artık bir kenara bırakmalıyız. Gün içerisinde sağlığımız için zararlı olduğu halde yeterince radyasyona maruz kalıp bunu yatakta da sürdürmek görünmeyen ama ileride ortaya çıkabilecek tehlikelere zemin hazırlıyor. 

Kahve ise uyku kalitesini düşürmektedir. Kahve yerine bitki çayları ya da su tüketmek daha kaliteli yaşam sağlayacaktır.

Daha öncede söylemiştim stresin çok azıcık hayatımızda olması güzel bir olay bence. Harekete geçmeyi sağlıyor. Ama kafanıza taktığınız bir şeyi uyumaya çalışırken de düşünürseniz yok asla uyuyamazsınız kendimden biliyorum :) 



3- Plan Oluşturma: Kendinize bir düzen oluşturun gece yatmadan önce mesela ertesi gün giyeceklerinizi ayarlayın, sabah kalktığınızda su içme, kahvaltı yapma gibi. Plan yaparsanız ertesi gün uyanır uyanmaz "eyvah ne yapacaktım" gibi bir olaya düşmemiş olursunuz. Düzen her şeyi çözer :)

4-Amacınız olsun: Ertesi bir güne kalkmak için amacınızı oluşturun.

"Yarın bu dünyaya ne iz bırakacağım?" diye sorun.

Ajandanıza, listenize ve ya bunlardan hiçbiri yoksa herhangi bir kağıda amaçlarınızı yazın. Sabah kalkınca direk gözünüze çarpsın. İnstagramdaki bir kişinin resmine bakmayın uyanınca, amacınıza odaklanın.

5- Esneme/yürüyüş/yoga: Yürüyüşe ya da koşuya çıkma imkanım olmuyor ama sabahları uyanır uyanmaz 10 dakikalık yogamı yapıyorum. Uyanmamı sağlamasını geçtim, beden duruşum da bile etkisini gördüm. Ayrıca uyumadan öncede yaptığım yoga var. İkisi birlikte oldukça etkili oluyor.

6- Hafif müzik/Yasemin kokusu: Youtube ya da spotify gibi uygulamalardan yatmaya hazırlanırken hafif müzik açıyorum. Hem zihnim dinleniyor hem de benim için bir uyaran oldu hafif müzik. Vücudum uyumaya hazırlandığını anlıyor, yavaştan esnemeye başlıyorum. Uyuduğunuz odada yasemin ya da lavanta gibi kokular bulundurursanız daha kaliteli uyku çekmiş olduğunuzu fark edeceksiniz.



Sizinde hayatınızı düzene koymak, sabahları daha erken ve verimli uyanmak için yaptığınız uygulamalar varsa benimle paylaşmayı unutmayın.

Sevgiler :)

 


25 Şubat 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

Selamlar.

Cuma belgesellerim yakında pazar gününe kayacak gibi :)

Human belgeseli az önce bitti. Değişik bir belgesel. İnsanı derinliklerinden çıkarın bir yapıt bence. Hissettirdiği duyguları anlatamam sanırım. Pek fazla yoruma gerek yok zaten. 

Kendi sorunlarımızla o kadar iç içeyiz ki, bizden başka insanların neler yaşadıkları hakkında empati yapmaya zamanımız bile yok (!). Eşitsizlik ve barış konularının bolca işlendiği belgesel zamanınız varsa izlemenizi tavsiye ederim.




Belgeselin ;

Adı: Human

Süresi: 131 dk

Yönetmen: Yann Arthus-Bertnard

IMDb puanı: 8,7/10


Sevgiler.



23 Şubat 2017 Perşembe

Küçük Değişiklikler

Merhabalar !!

Bugün kendimiz için küçük ama doğa için büyük bir adım atacağız.

Evimizde, günlük olarak kullandığımız eşyaları vegan ürünler ile değiştirme aşamasına geldik artık. Ben bugün kendi değiştirdiği eşyaları paylaşacağım, siz de değiştirdiğiniz ürünleri benimle paylaşmayı unutmayın !!

İlk olarak uzun bir süredir diş macunu kullanmıyorum. Yani kendim yapıyorum demek daha mantıklı. Reklamlarda sürekli karşımıza çıkan, elma yiyip dişi kanayan hemen diş hekimine baş vuran sonrada "aaa ne kadar beyaz!!!" türden bir diş macunu değil benimki. Evdekiler pek alışamadı açıkçası, diş macunu almak istiyoruz dediler. Bir süre araştırdık, Dessert Essence adlı diş macununu kullanmaya başladı evdekiler. Ben kendi diş macunumu kullanmaya devam ediyorum :) Tarifi burada .



Diş macunu ile başlamışken fırçayı da unutmamak lazım. Önceden pilli diş fırçası kullanıyordum. Yani pilli fırça nedir? Bir insan neden pille çalışan diş fırçasına ihtiyaç duyar. Pilleride hemen bitiyor, pil tüketimine de katkı sağla tabi. Aferin bravo !! Şimdi o güzelim, şaşalı diş fırçalarına elveda diyoruz. Vegan fırçalara merhaba diyoruz. Ben Humble marka diş fırçası kullanıyorum. Marka arayışında olanlar için tavsiye edebilirim.

Geliyoruz şampuan, duş jeli, saç kremi gibi ürünlere. Banyonuzda çok yer kaplıyor değil mi? Hepsi plastik şişelerde, sürekli bitip yenileniyorlar. Küçük bir adımla hepsinden kurtulmak mümkün. Küçük ama etkili bir adım. Ve işte o adım defne sabunu tabi ki de :) Nemlendirmek için ise organik argan yağı kullanıyorum ve mis. Sabun kullanamayanlar için organik, vegan şampuanlar bulunmaktadır.



Yüz temizleme ürünlerinde önceleri Bioderma kullanıyordum. Her ne kadar diğer markalara göre daha iyi diyerek içimi rahat ettirmeye çalışsamda, plastik olayı işin kötü tarafı maalesef. Defne sabunu ve gül suyunun yüzüme verdiği temizlik ve ferahlık hissini de hiçbir üründe bulamadım. Şimdi maske arayışındayım. Bildiğiniz tarifler varsa paylaşmayı unutmayın :)




Blog açınca tanıştığım çok tatlı bir arkadaşımdan deterjan tarifi almıştım, şu an deneme aşamasınadayım. Bir ayı doldurunca tarifi ve düşüncelerimi paylaşacağım.

Siz de değiştirdiğiniz küçük adımları yorum yazmayı unutmayın.
Sevgiler.
Sade günler.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Yalnız Değiliz !! Hayvanlar Üzerinde Deney Yapan Markalar

Selamlar herkese.

Sanırım yazarken en zorlanacağım yazı olacak. Şimdilik sadece makyaj markalarından bahsetmek istiyorum, diğer kategorilere de gidersem uzayacak gibi.

Sadeşleşme sürecindeyiz, elimizdeki fazlalıklardan, son kullanma tarihi dolmuş ürünlerden kurtuluyoruz. Buraya kadar herşey normal. Peki ama ihtiyacımız olan bir şey çıktığında sadece kendi cebimizi ve ürünün güzelliğini düşünmek yeterli mi?

Hayvan deneylerine anlam veremiyorum, fizyolojilerimiz farklı olmasına rağmen hala üzerine düşülüyor deneylerin. Ve insanlar ısrarla bu markalardan alışveriş yapmaya devam ediyor. Her zaman söylüyorum, hep söyleyeceğim biz tüketiciler olarak sesimizi çıkarmayıp, bu markaları tüketmeye devam ettikçe bu döngü devam edecek. Elinizi vicdanınıza götürün ve hiçbir suçu olmayan, bizim gibi yaşam taşıyan canlıların eziyetine göz yummayın. Sırf bizim parfüm, krem, şampuan, kozmetik ürünleri gibi yaşamsal olmayan ürünleri güya RAHATLIKLA (!) satın alalım, YAN ETKİSİ yok diye markalar maalesef ki canlılar üzerinde deneylerine devam ediyor.

Konuyu çok araştırdım, belli kaynaklardan okudum. 



Burada yazmayan ama onaylı bir kaynaktan edindiğiniz bilgi varsa benimle paylaşmayı unutmayın. İnternette bu konu hakkında çok vasıfsız bilgiler bulunmakta. Karşıma çıktı bakarken hep. Firmayla konuşanlar, markanın yüzde bilmem kaçı başka ülkelere gönderiyor da ondan yapıyor deney falan. Açıkçası bana inandırıcı gelmiyor böyle cümleler. Ya marka çalışanları ya da sevdiği ürünleri bulunan içini rahat ettirmeye çalışan kişi cümleleri gibi. 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Kozmetik Yönetmeliği’nde hayvan deneylerinin yasak olduğuna dair madde var. Buradan anlayacağımız yerli markaların hayvanlar üzerinde deney yapmadığı. Ama bazı markalar büyük firmaların etkisinde olduğu için alırken yine de dikkat etmek lazım diye düşünüyorum.

HAYVANLAR ÜZERİNDE DENEY YAPAN MARKALAR


HAYVANLAR ÜZERİNDE DENEY YAPMAYAN MARKALAR 



Görseleri peta.org adlı siteden aldım. PETA, bir hayvan hakları organizasyonu. Açılımı Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler. 




Ürünleri satın alırken inceleyip, sağın solunda köşesinde "cruelty free" yazısını aramak bundan sonra en önemli sorumluluğum olacak. Şu zamana kadar yukarıdaki hayvan deneyleri yapan markalardan çoğunu satın aldım, şu an elimde olanlar bile var hatta. Ama bundan sonra 1 kuruş bile vereceğimi sanmıyorum.

Sevgiler :)






18 Şubat 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

İyi akşamlar.

Derslerimin yoğunluğu zaman çizelgemi bayağı etkiledi. Okul başlayınca önceliklerimde birazcık değişim yaptım. Ama tabii ki de kendinize zaman ayırmayı unutmayın. Her işin başı sağlık. 

Geçen cuma pozitif olayları gösteren belgesel tercih etmiştim. Ama bugün için aynısını söyleyemeyeceğim.

İlk önce belgeseli tanıtıyım:
Adı: Gerçek Değer/The True Cost

Süre: 92 dakika

Yönetmen: Andrew Morgan

IMDb puanı: 7,7/10



Nefret ediyorum! Hem de nasıl. İnanılmaz tüketim, alışveriş sevdanızdan nefret ediyorum. Mağaza mağaza dolaşıp, sürekli bir şeyler satın alan sonrada "giyecek hiç bir şeyim yok" diyen kişilerden nefret ediyorum. Moda sektörünün üçüncü dünya ülkelerini sömürmesinden nefret ediyorum. Hızlı giyim kavramından nefret ediyorum!

İnsanın değeri (satın aldığımız etiketlerin arkasındaki düşük maliyetlere çalışan insanların değeri), çevrenin değeri (petrolden sonra en fazla çevre kirliliğine yol açan sektör moda sektörüymüş) kalmamış.

Bir anlık istekle, aman ne olacak dediğimiz için farkına varamıyoruz. Tüketimi azaltmak gerek. Zenginleştiğimizi sanıyoruz kendimize yeni birşeyler satın aldığımızda ama insanlığı, dünyayı fakirleştirdiğimizin farkında değiliz.




Belgeseli kesinlikle izleyin, ben daha etkisinden çıkamadım. Hızlı giyim bağımlısı tanıdıklarınız varsa onlarada izlettirmeyi unutmayın. Suçlu hissedeceklerdir. Büyük moda sektörlerine bir şey diyemiyorum, sesim az çıkıyor. Ama insanlığa ve dünyaya saygısı olan kişiler alışverişe daha farklı bir gözle bakacaklarından eminim.

İzledikten sonra ya da izleyenler varsa yorumlarını, hissettiğiniz duyguları merak ediyorum, beni bilgilendirmeyi unutmayın.

Sevgiler.