20 Mayıs 2017 Cumartesi

Günlük Alışkanlıklar

Kısa bir aradan sonra kocaman merhabalar !!

Zor olan davranış değişikliği yapmak değil sürdürmek benim için. Hayatı sadeleştirmeye hemen alışabilirim ama sürdürmek şu an benim için çok zor. Özellikle yemek ve çalışma masamdaki dağınıklık... Biraz araştırma yaptım bu konuda. Şimdi ihtiyacım olan şey; küçük hareketler.

Siz de benim gibi sınavlar, sunular, yayınlar ile dolu bir dönem yaşıyorsanız derin bir nefes alın ve karmaşıklığı minik minik çözmeye çalışalım.


1- Yatmadan önce masayı, kalkınca yatağı toplayın: Normalde dağınıklıkta çalışmayı hiç sevmem ama notlarımı düzenlemeye zamanım olmadı yani anlayacağınız şu an burası savaş alanı. Gece geç yatıyorum kolumu kaldıracak halimde olmasa kendime hedef koydum yatmadan önce bu masa toparlanacak. Yoksa sabah uyanasım, oturup çalışasım gelmez. Hatta bu hedefi "2 dakika" kuralına benzettim. Masa ya da yatak toplamak ne kadar uzun sürebilir. 2 dakikadan az sürecek işlerinizi ertelemeyin hemen halledin. Yığın oluşmasın :)

2- Sınırı aşma: Kağıtlar, notlar, postalar, dergiler... Nerede taşmaya yakın belgeler varsa oraya hemen el atın. Yapılacaklar kutusu veya, klasör hazırlayabilirsiniz. Hem gözünüzün önündeki karışıklık gider, hem de çöpe gidecekler çıkabilir içinden.

3- Yemekten sonra bulaşık: Tabakları yıkamak (ya da makineye dizmek) aslında yemek yemenin son basamağı olmalı. Lavabonun içinde tabak yığını görmek elbette ki ruh halimizi etkileyecektir. En iyisi zamanında yok etmek.

4- Yarını hesaba kat: Son olarak uyumadan önce bir sonraki gün için giyilecekleri, kahvaltıyı hesaba katarak plan yapmayı alışkanlık haline getirmek, yeni bir gün için daha aydınlık zihin sağlayacaktır.


Sizlerin de uyguladığınız ya da uygulamak istediğiniz küçük alışkanlıklar varsa yorum yazmayı unutmayın.

Sade günler dilerim.

7 Mayıs 2017 Pazar

Minimalizm Hakkında Yanlış Bilinenler

Geçenlerde instagramdan bir mesaj aldım. Mesajda en son hangi yılda alışveriş yaptığım, alışverişsiz yaşamın nasıl mümkün olduğunu, nasıl katlandığımı ve her gün sürekli aynı kıyafetleri mi giyiyorsun diye uygun olmayan üslupta sorular vardı. İlk önce şunu bir açıklığa kavuşturalım. Herkesin minimalizm düşüncesi kendine. Minimalizme karar verdiysen, hayatını ona göre sürdürmek istiyorsan birilerine benzemek zorunda değilsin. Çeşitli kişilerden fikirler alırsın ve kullanırsın onları.

İkincisi minimalizmin belli bir kuralı, listesi yok. Yaşamın listesi yok, kendine göre yaşıyorsun. Aynen minimalizm de böyle. Hayatını sadeleştirmek istiyorsun. Azalarak mutlu olmak istiyorsun. Yani belli bir kural, liste yok. Kitaplardan, bloglardan okuyup video izleyerek, tanıdığımız sade yaşamı hedefleyen kişilerle iletişime geçerek kendi düşüncelerimizi oluşturuyoruz.

Mesajı okuduktan sonra aklıma minimalizm hakkında yanlış bilinenleri açıklamak istedim. O zaman hep beraber bir göz atalım :)

1- Minimalist evler beyaz olmalı.



Yukarıda dediğim gibi yaşamın kuralı yok. Ve böyle genelleme yapılamaz. Çünkü bu biraz da kişisel zevklere hitap eden bir konu. Mesela kendimden örnek verecek olursam beyaz dekorasyon değil de toprak-mavi tonlarında dekorasyonu tercih ederim. Eğer beyaz evler bilgisi doğru olsaydı minimalist olmayacak mıydım? 

2- Belli sayıda eşyalara sahip olma.

100 eşya ile yaşayan kişileri duyuyoruz. Saygım sonsuz tabi ki de ama bu da bir kural değil. Kişilerin yaşam tercihleri böyle olabilir ama bence saymaya odaklanmamak, kendine göre "yeterli" olanı belirlemek gerekir. Minimalizmi yaşamak için belli bir sayı yok. Hayatındaki yeterlilikleri kendine göre belirliyorsun. Minimalizmi yaşamak isteyen herkes kendisi için belirli miktarı belirler. 

3- Konsept (kapsül gardırop, konmari metodu) uygulama.



Belirli fikirleri uygulayabiliriz. Ama minimalist olmak için de illa dolabımı kapsül gardıroba çeviriyim diye bir düşünce oluşmamalı.

4- Üniforma tarzı giyim.

Yine bir çok kişide duyduğumuz ve takdir ettiğim bir düşünce. Ama her minimalist kişi bunu uygulayacak diye bir durum yok. 

5- Vegan olma

Minimalizmin vegan olma ile bağlantısı yoktur. Yine kişilerin yaşam tercihleri vegan hayatı seçmek.

Sizin de çevrenizden minimalizme karşı aldığınız yanlış bilgiler varsa yorum olarak paylaşmayı unutmayın.

Sevgiler.

Mutlu pazarlar :)


29 Nisan 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

Sürekli izlemek istediğim belgesellerden bir tanesiydi "That Sugar Film".

Sadece şekerin kendisi değil yaz geldi diye sıfır yağ yoğurtlar, spor sonrası yenilmesinin zararlı olmadığını belirten barlar... Gerçekten insan sağlığı üzerine inanılmaz etkileri var. Açıkçası belgeseli izlemeden önce herhalde çikolata, kola, dondurma yiyecek sandım ama fruktoz içeren yiyecekleri tüketti anlatıcı kişi.


Belgeselin;

Adı: That Sugar Film

Süresi: 90 dk

Yönetmen:Damon Gameau

IMDb Puanı: 7,4/10

Şekerin fiziksel sağlığımız için özellikle karaciğer açısından zararını biliyoruz. Ama belgeselde psikolojik etkisi üzerinde durması ve "doymama" hissinden bahsetmesi beni daha çok etkiledi açıkçası. Fiziksel etkisinden sürekli bahsedilence sanki normal bir olaymış gibi algılamaya başlıyoruz. Ayrıca yüzünde sivilce artışının olması ve bel çevresinin 10 cm artması da (deneyden önce aynı kaloriyle beslenmesine rağmen) işin korkunç boyutu.


Abur cubur fazla tüketmem, gazlı içeceklerle hiç aram yoktur zaten ama dondurmayı çok severim maalesef. Bu belgesel dondurmayla olan yakın ilişkimi kesmem için bana bir uyarıda bulunuyor resmen. Çünkü gerçekten tiksinmeye başladım.

Bu tür gıda adı altında satılan şeyleri bırakamıyorsanız lütfen bunu izleyin. 

Özellikle anne babalar çocuklarınızı ellerinizle zehirlemeyin. 

Şekersiz haftasonları dilerim :)

Fragman:






28 Nisan 2017 Cuma

7 Soru İle Fazlalıklardan Kurtul

Selamlar :) Eski rutinime geri döndüm, kendimi yeniden canlı hissediyorum. O zaman ne yapıyoruz? Bahar temizliği tabi ki de :)

Bahar temizliği yapmayan var mı? Eğer varsa mazeretleri bir kenara bırakıp gelin birlikte yapalım. Her ne kadar almamaya özen göstermeye çalışıyor olsakta evde hala bir yerlerden FAZLALIKLAR çıkıyor. 

Bırakın peşimi artık fazlalıklar, korkulu rüyam oldunuz. O zaman müzik eşliğinde başlıyorum.




Şimdi temizliği şöyle yapacağız: Kendimize sorular sorarak adım adım ilerleyeceğiz. Fazla uzatmadan sorulara geçelim o zaman:

Soru 1: Geçen yıl ya da 1 yıl boyunca bu eşyayı/giysiyi kullandım mı?

Cevap hayır ise, o şeyle vedalaşma zamanı gelmiş demektir. Saklamanın faydası yok.

Soru 2: Şu anda alışverişte olsaydım, bu eşyayı satın alır mıydım?

Cevap yine hayır ise, o eşyaya ihtiyacım yok demektir.

Soru 3: Diyelim ki alışveriştesiniz, bir şey beğendiniz ama almamak istiyorsunuz. Sizi tutan ne?

Kullanacağınızı düşünmediğiniz bir şeyi satın aldığınızda paranızı boş yere harcadığınızı düşünün. Gerçekten işe yarıyor.



Soru 4: Manevi değerler için kaç kutu daha yapmam lazım?

Sinema bileti, uçak bileti belki kurumuş bir çiçek. Hepsinin yeri siz de çok ayrı. Ama kutu kutu dolabın üstünde toz içinde kalması hoş bir durum mu? Manevi eşyalar konusunda kutuyu daraltırsak bizim için çok önemli olan eşyaları saklayıp diğerlerinin resmini çekerek dijital ortamda saklamak en iyisi sanırım. İşte o zaman sonsuza kadar bizimle durmuş olurlar.

Soru 5: Aynı eşyadan 2 tane mi var?

Cevap evet ise 1 tanesinin siz de kalmasına özen gösterin.

Soru 6: Saklamak için yeterince alanım var mı?

Ne kadar geniş evde yaşarsak, eşyaları da o kadar fazlalaştırmaya çalışıyoruz. Evimiz eşyalar için değil bizim için varlar. Gerçekten ayda yılda bir kullandığınız eşyalar var ama evde fazlalık oluşturuyorsa bir düşünmenizi tavsiye ederim.



Soru 7: Kırık/bozuk ama tamir edilirse kullanırım. Acaba ?

Bu soru tam da bana göre aslında. 6 aydır kenarda bozuk bilgisayarım benden cevap bekliyor. Ne zaman tamir ettireceksin diye. Sahi ne zaman ilgileneceğim bozuk bilgisayarla? Okuduğum bloglarda şimdi tamir etmemi eğer sorunu çözemezsem 2 hafta içinde bilgisayar düzelmezse atmamı öneriyor. 2 hafta süremiz var yani.

Her zaman adım adım gitmek daha iyi. Attığımız eşya için pişman olmadan akıllaca davranmak gerek.

Bahar temizliği için başka soruları olanlar yorumlarınızı bekliyorum.

Mutlu ve fazlalıklardan uzak haftasonları dilerim :)









22 Nisan 2017 Cumartesi

İşler Yolunda Gitmediğinde

Hepimiz yaşamışızdır. Hayatımız bazen istediğimiz çizgiden çıkar. İçimizdeki o hedeflere ulaşma kararlılığını kaybetmiş, sorumluluklardan saklanmaya çalışan kişilere dönmüşüzdür.

Bu dönemlerde hem işler aksar, hem de yaşamak istediğimiz o hayat değişir birden.

Yapılacak listen hazır kenarda duruyor ama elin gitmiyor.

Ajandanda spor yazıyor, yanında küçük bir kutucuk tik atılmayı bekliyor.

Bunlar normal şeyler, önemli olan uzamaması. Toparlanmak lazım yani. Rutini tekrar yakalamak lazım.

Yılın başında kendine çok güzel hedefler koydun ama 4. ayda bırakmak olmaz. O yüzden bahar yorgunluğu mudur bu isteksizlik nedir çıkarıp atmak lazım.

Kendimi örnek verecek olursam nisan ayının gelmesiyle yoga, spor ve blogu aksatmaya başladım. Halbuki zamanım vardı. Ama yapmadım. Suçumu kabul ediyorum ve toparlanıyorum. Çünkü istediğim, hedeflediğim çizgi bu değil.

Bu yorgunluk üzerimdeyken kendi çapımda alternatifler geliştirmeye çalıştım. Hadi onlara bir bakalım.

Sağlıklı yemek ? Dışarıda?

Bazen gerçekten zamanım olmuyor evde yemek hazırlamak için. Ya da yanımda taşıyamıyorum, yeterince kitabı kaplumbağa gibi sırtımda taşırken çantanın bir köşesine elma, fındık fıstık sığdıramıyorum. 


Geçenlerde böyle bir durum yaşadım ve karnım gerçekten çok aç. Alışveriş merkezinde ya hazır yiyeceklerden yiyecektim ya da kahvaltı yapacaktım. Gittim simit aldım yanınada küçük peynir ve salamlardan. Karnım doydu mu ? Tabikide. Aman ya bir kerelikten ne olacak demek istemedim. Bizi o bir kereler hayal kırıklığına uğrattı zaten.

Spora tik at

Küçük birşey yapmak her zaman hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir. Kendini profesyonel sporcu gibi zorlama. Sıkmadan başla. Eğer rutinden mi düştün, yavaş yavaş kalk. Günlük 10 dakika yap sporunu. Kimse senden 45 dakika ya da 1 saat performans beklemiyor. 10 dakika yap ama YAP yine de. 



Sporu 2 haftadır tamamen bıraktım. Normalde haftada 3 kez yapmayı hedeflemiştim ama. Tik yok son 2 haftadır. Hem yapmak istiyorum hem de yapamıyorum. Sanki bir güç beni engelliyor. Aslında ben kendimi engelliyorumda "bir güç" diyerek kendi suçumdan kaçmaya çalışıyorum. Yemezler gülüm, hadi spora.

Rutine bir göz at

Hedeflerini istediği gibi yapmayıp mutlu olan var mı? Şahsen şu son2 haftadır içimdeki sıkıntıyı anlatamam. Bence son 2 haftayı gözden geçirmeliyim. Aralara parazit girmiş ve beni olmak istediğim çizgiden çıkarmaya çalışıyor. Beni mutsuz ediyor. Son 2 haftama bakıyorum ve paraziti buluyorum. Hemen yanımda göz kırpıyor bana. Evet doğru bildiniz telefon. Son 2 haftadır "Youtube" rutinim çıktı. Alışkanlığa dönüşmeden veda etmem lazım. Küçük küçük, çaktırmadan 10 dakikalarımı çalıyor ve ben buna göz yumamam.



Son olarak, sizde böyle baharın gelmesiyle rutinin dışına çıkma sorunu yaşıyorsanız, rutini sadeleştirmeyi düşünün. Yapmak istemediğiniz şeyler olabilir. Uzaklaşmak, sadeleştirmek en iyisi.

Bol tikli günler.

11 Nisan 2017 Salı

2. El Ürün Satışı

Merhabalar !!

Hepimiz bir amaç için topladık değil mi ? Hayatımızı, çevremizi sadeleştirmek. Bu süreçte kullanmadıklarımızı kutularda, yatağın altında, dolabın bir köşesinde saklamaya gerek yok. Ürüne fazla para verip bir iki kere giymiş olabilirsin. Dolapta eskimesinin kime faydası var. 6 aydan fazla uzun süredir giymediğin şeyi daha da giymezsin sonuçta.

Reklam amaçlı bir yazı değil. Tamamen kendi deneyimlerimi paylaştığım bir yazı.

Bu durum, minimalizme başladığımda kafamı çok karıştırmıştı. 

"Tamam almıyorumda bu elimdekiler ne yapacağım ?" demiştim. Yabancı filmlerde olur ya insanlar kullanmadıkları eşyalarını evin önüne açarlar ve satmaya çalışırlar. Oldum olası çok sevmişimdir bu fikri. (Bulunduğum şehrin belediyesine fikir olarak sunmuşluğum bile var :D )



Baktım böyle garaj satışı olmayacak kendi imkanlarımla satayım dedim. Bu süreçte 4 tane site kullandım. Şimdi sadece 1 tanesini kullanıyorum. Özellikle biri var ki başımı yaktı aman ha kullanmam daha.

1. Sahibinden.com

Sadece arabalar satılmıyormuş. Sahibinden denilince aklıma hep ev, araba, evcil hayvan sahiplendirme geliyordu. Yanıldığım bir nokta bütün ikinci el ürünlerinizi çekip satabiliyorsunuz. Sahibinden sitesinde kitaplarımı satmıştım. Resimlerini yükledim, fiyat belirleyip telefon numaramı yazdım gerisi geliyor zaten. Alacak kişi site üzerinden mesaj attı ve yırtık falan var mı diye. 

Sonrada güvenli e- ticaret sistemi üzerinden satış gerçekleşti. Kişi satın aldığı an para bana gelmedi, ürün eline ulaşıp onayladığında sitenin havuzuna yüklediği para benim hesabıma geldi. Kesinlikle güvenilir bir sistem, uygulamanızı tavsiye ederim. 


Giysilerimi satamadım bu uygulamada kimse bakmadı galiba, o yüzden başka uygulamalar arayışına geçtim.

2. Letgo

Benden uzak olsun !!! Gerçi güncelleme yapıldı mı bilmiyorum ama ben kullandığımda çok kötüydü. Satış güvenli değildi. Para havuza yüklenip, onaylama gibi durum yoktu. Sahibindenin ilk versiyonu gibi yani. Alıcı kişi ile görüşüp satış gerçekleşiyordu. Neyse ben giysilerimi yükledim. Güzelce açıklamasını yazmışım. İnsanlar saçma salak mesajlar atmaya başladı neyse sakin dedim, sonra bir kişi satışta bulunan montu almak istediğini söyledi, saati ve görüşeceğimiz yeri ayarladık. Alıcı kişi gelmedi yarım saat onu beklemekle geçti, mesaj atıyorum cevapta yok. Sinirlenmemek elde değil. Hesabımı bir daha kullanmamak üzere sildim. Uygulamda güvenlikte yok yani adamın biri ayağını satışa sunmuştu. Neyse kısacası daha güzel uygulamalar var kullanmayın bence.



3. Modacruz

3 tane ayakkabı sattım bu uygulama ile. 3 satışımdan da memnunum. Havuz sistemi var yine. Fotoğrafları ve fiyatı belirleyip satışa koydum, alıcı kişi satın alıyor parası havuza yüklenmiş oluyor ürün eline geldiğinde onaylayıp para benim hesaba yükleniyor. Güvenilir uygulama yani.



4. Gardrops

70 tane ürün sattığım uygulama. Aralarında en sevdiğim. 

Tabikide havuz sistemi var. Ürünler yüklenmeden önce editörden geçiyor. Herkes kafasına göre yükleyemiyor yani. Mesajlaşma sistemi yok, yorumlarla anlaşıyorsunuz ve kesinlikle en iyisi. Modacruz'a göre daha orta bütçeli markaların (koton, h&m gibi) satışı daha kolay oluyor. IBAN numarasını yazıyorsunuz ve kazandığınız parayı karttan çekebiliyorsunuz, hemen yüklemesini yapıyorlar. 

Karşı taraf ürünü beğenmezse kargo ücreti ondan karşılanmak suretiyle ürünü gönderebilir veya kendisi satışa sunabilir. Sadece 1 kişi ile yaşamıştım bu durumu, pantolon satmıştım, karşı tarafa olmadı. Sonra satın alan kişi kendi Gardrops' unda satışa sundu ürünü. Yorumlarla rahatça anlaşmıştık.

Alıcı kişiler size puan veriyor. Bu sayede satın alacağınız kişinin diğer satışlarına , puanına bakarak güvenilir mi değil mi anlayabilirsiniz. 

PTT ile bütün gönderiler ücretsiz.

10 tl ve altı ürünlerden 2 tl satış kesintisi yapılmaktadır. Yani siz 10 liraya sattıysanız elinize 8 lira geliyor. 10 tl ve üzeri alışverişte %20 kesinti, 50 tl ve üzeri alışverişte %10 kesintili para alıyorsunuz.

Kargolar bedava ve güvenilir olduğu için kesintiyi gözüm görmedi açıkçası. 




Ayrıca bir sorun yaşadıysanız hemen yardım ediyorlar. PTT kargonun bedava olduğu ilk zamanlarda gönderim yapacağım. Gardrops size bir numara veriyor onu PTT'de çalışan kişiye söylüyorsunuz sisteme giriyor ve oradan onaylıyor. (PTT'nin alıcı/satıcı adres kağıdını kullanmıyoruz ) Neyse işte çalışan kişinin de haberi yokmuş böyle bedava sistemden. Ne olduysa ürün Gardrops'un adresine gitti İstanbul'a yani. Takip numarasını girdim o zaman gördüm gittiğini. Hemen mail attım Gardrops'a ürün size geliyor ne yapacağım diye. Yardım ettiler neyseki, ürünü aldılar alıcıya kendileri gönderdi. 

70 satıştan sadece 2 sorun yaşadım. Biri sattığım eşyanın karşı tarafı uymaması, diğeri PTT ile kaynaklı. Kısacası şu an kullandığım tek uygulama. Halen satışta ürünlerim var. 

Eğer benim bir şeye ihtiyacım olursa ilk mağazalara bakmak yerine Gardops'a bakacağım. Çevremizde sürekli olan aşırı alışveriş çılgınlığına kendi çapımda olsada engel olmak istiyorum.

Satın aldığım ürünleri, üreten kişilerin (özellikle çocuk işçilerin) inanılmaz düşük fiyatlara saatlerce çalıştırılmasını düşündükçe alışveriş yapmaktan utanıyorum açıkçası. Çok acı ki dünya bu haksızlık üzerinde dönüyor. O yüzden elimden gelenin en iyisini yapmayı kendime sorumluluk olarak bilirim. Sürekli alışveriş, sürekli bir tüketim yaşamak kesinlikle sorumluluğum dışında. Kendim tek başıma dünyanın bu düzenin değiştiremem ama içim rahat hayatımı sürdürürüm en azından. 

Bu uygulamalardan başka kullandığınız varsa benimle paylaşmayı unutmayın.

Sevgiler.






1 Nisan 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

İyi akşamlar herkese.

Bugün adı gibi çok acımasız bir belgesel izledim.



Belgeselin;

Adı: An Inconvenient Truth

Süresi: 158 dk

Yönetmen: Davis Guggenheim

IMDb Puanı: 7,5/10

Birçok gerçeği kanıtlanmış belgelerle ortaya koyan bir belgesel.

Küresel ısınmadan, karbon salınımın ve sera etkisinin bu kadar atması dünyanın gidişatının çokta iyi gitmediğini açıkça göstermektedir. 

Buzulların erimesi ve orada yaşayan canlıların etkilenmesi de işin ayrı bir boyutu.

Dünyanın bu denli değişmesinin, kötüye gitmesinin büyük bir nedeni petrol şirketlerinin, büyük fabrikaların oluşturduğu kirlilik. En acısıda bu acımasız durumun bizim ve gelecek nesillerin çekmesi olacak.

Sevgiler.