23 Eylül 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

"Kendimizi bile kurtaramıyorsak gezegenimizi nasıl kurtarabiliriz?"



Belgeselin;

Adı: How To Change The World

Süresi: 115 dk

Yönetmen: Jerry Rothwell

IMDb Puanı: 7,6/10

Kendilerini "ekolojik çılgınlar" olarak adlandıran çevreci insanları konu alan bir belgesel.  İlk olarak nükleer patlamalara karşı protestolar ile başlıyor. Daha sonra balina ve fok balıkların yasak avlanılmasına karşı savaşlarını anlatıyorlar. Farkındalık oluşturmaya, dünyada yaşamanın yeni yollarını arayan bu insanların fedakarlıkları unutulacak gibi değil. Özellikle balinalarla iletişim kurmaya çalıştıkları sahneden çok etkilendim. Bu insanları destekleyen grupların giderek artması bazı şeylerin değiştiğini gösteriyor.

Ara ara geçmiş zamanlardan kayıtlar veren bu belgeseli kaçırmayın.

Sevgiler

21 Eylül 2017 Perşembe

İlham Dolu Videolar

Selamlar! Bir önceki yazımda organize olmak hakkında konuşmuştuk. Araştırdıkça organize hayat ve sade hayatın birbirleriyle ne kadar uyumlu olduğunu farkettim. Bu durum dahada çok ilgim çekti ve sizlerle organize yaşam yazamı yazarken ilham aldığım videoları paylaşmak istedim. 

1. Study With Jess- How to organize your life in a day


Bütün videolarını severek izlediğim bir kanal. İzlemenizi tavsiye ederim.

2. Carly Cristman- 10 life hacks for a clean + organized house


Her şey yerine kuralını hatırlatan bir video.

3. Alexandrea Garza- How I stay organized & reach my goals planning tips


4. Akasya Ana- Nasıl organize olunur


İzlediğim en keyifli organize olunur videosu :)

5. Şeyma Ünal- Hayatı organize etmek için 5 kolay öneri


Ertelemiyoruz!!

Aslında çok fazla video var ama not aldıklarım şimdilik bu kadar. Sizlere ilham veren kanallar, videolar varsa benimle paylaşmayı unutmayı.

Sevgiler






18 Eylül 2017 Pazartesi

Yaşamını Organize Et

Mutlu haftalar dilerim herkese. Yaz dönemini atlattık ve iş/okul hayatımıza dönüş yaptık nihayet. Benim gibi tatili üzerinden atamayanlar varsa bu yazıya devam etsinler. Tempomu çok çabuk kaybeden biriyim. Yeniden toparlanmak için birkaç makale okudum hayat organizasyonu hakkında. Not aldıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zaman başlayalım.


İlk olarak organize sözcüğünü inceleyelim. Dilimize Fransızcadan geçen organize kelimesinin anlamını araştırdığımda düzenleme, düzenli, örgütlü açıklamalarını buldum. Tamam Türk Dil Kurumunda anlamı böyle organizenin, peki ben bu kelimeyi duyduğumda harekete geçmek isteği oluyor mu diye sordum kendime. Yanıtım kesinlikle evetti. 



Organize yaşam için beli başlı yapı taşlar var. İlk olarak bunlardan başlayalım.



1. Yazmak: Olmazsa olmazım artık. Çoğu sitede, izlediğim videolarda ilk olarak yazmaktan bahsediliyor. Kağıt, telefon farketmez elbet bir yere yazılacak, programlar yapılacaklar. Hafızaya güvenmemek lazım, unutacağımız şeyler olabilir elbet. Bunun için öyle süslü kalemler, kağıtlara gerek yok, küçük bir not defteri yardımıyla bile planlayıcınızı yapabilirsiniz.






2. Her şey yerine: Bu alışkanlık hem organize olmayı hem de zamandan tasarruf sağlamanızı sağlayacaktır. Evde her şeyin yerinin olması ve bunları kategorilere ayırmanın faydasını anlatamam. Mesela ben elektronik eşyalar, kablolar için kutular hazırladım. Eski ayakkabı kutularımı ciltledim ve her şey tamamlandı. Ayrıca gece yatmadan 15 dakika önce evinize/odanıza kısa bir göz atıp, düzenlerseniz sabaha daha enerjik olacağınızın garantisini verebilirim :)




3. Daha az: Tabi ki de en önemlisi. İstediğimiz kadar yaşamımızı organize etmeye çalışalım fazlalıklar olduğu sürece tam anlamıyla başaracağımızı düşünmüyorum. Ayrıca haftanın ya da ayın bir günün belirleyerek elden çıkarmalarınızı yapabilirsiniz. Ben 15 günde bir evi gözden geçiriyorum.  Özellikle kağıt türü şeyler hemen birikiyor, zamanında dosyalamak lazım. Daha az malzeme daha az dağınıklık demektir. 






4. Erteleme: Bu konuyla ilgili uzun bir yazı paylaşmıştım ama hatırlatmak istedim. Ayrıca bir şey daha belirtmek istiyorum, kendimize başarabileceğimiz görevler koyalım. Aşırılığa kaçmadan gerçekçi görevler oluşturmakta önemli. 


5. Denge: Organize bir hayatta stres en az düzeydedir ve yapılacaklar arasında bir denge oluşturulmuştur. "Yetişemiyorum" kelimesi söz konusu değildir bence. Ne zaman bu sözcüğü kullanmayı bırakırsam işte o zaman organize bir yaşam sürüyorum diyeceğim. Kısacası dengenizi sağlamaya çalışın :)



Sizlerin organize yaşam için uyguladığı şeyler varsa benimle paylaşmayı unutmayın.



Sevgiler, iyi haftalar.

7 Eylül 2017 Perşembe

Teşekkür Ederim

Neredeyse 1 yıl olacak bu serüvene başlayalı. Kararlar aldım, uygulamaya çalıştım, yeri geldi başarısız oldum, insanların kötü düşüncelerine maruz kaldım. Ama yılmadım, bırakmadım ve devam ettim. Her başarısızlık, her yere düşmem beni daha güçlendirdi. Kolay değil bir şeyleri değiştirmek özellikle bu yaşam tarzınız ise hiç kolay değil. Sürekli kendinizi takip etmelisiniz ilerleme var mı diye. Sizin gibi değişmeye çalışan insanlarla iletişim halinde olmalısınız, öğrenilecek çok şey var. 



Sade yaşam kendimi keşfetmeme yardımcı oldu. Sadece eşyaları azaltmakla sınırlı kalmadı. Bana beni öğretti. Kendimi dinlemeyi keşfettirdi. Önceden insanların düşünceleri benim için ön plandayken şimdi sadece ben varım hayatımda. İçimdeki huzuru en çok buna borçluyum. Bana verilen her yeni günü daha anlamlı yaşamaya çalışıyorum. Zamanın telafisi yok çünkü. Pek yakın olmadığım kişilerle buluşup kalitesiz zaman geçirmektense kendime ayırıyorum artık bunu. İnsanlar başkalarının yaşamlarına çok fazla karışıyorlar artık. Düşünmeden, bilmeden eleştiriler yapılıyor. Ne zaman böyle olduk? 


Her özel günlerde alışveriş merkezlerine indirime koşmaktansa sevdiklerimle vakit geçiriyorum. En güzel hediye bu bence.

Koşuşturmuyorum. İlla o gün yapılacaklar listesinde diye bütün işleri yapmaya zorlamıyorum kendimi. Vücuduma kaldıramayacağı stresi yüklemek istemiyorum. Yeri geliyor yavaş vakit geçirmeye çalışıyorum.

Almıyorum. Yeni sezon geldi diye bir kazağın sekiz on tane farklı renginden almıyorum. Sonu gelmeyecek çünkü. Alamıyorum. Aldığım kazağın yapımında çalışan işçilerin şartlarını düşündükçe elim almaya gitmiyor. İnsanlığıma yakıştıramıyorum.

Atamıyorum. Plastik ürünlerden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Toprağın sunduğu cömertliğe karşı ona plastik vermek istemiyorum. 

Doldurmuyorum. Yaşadığım alanı bir anlık hevesle alacağım ürünlerle doldurmuyorum. Heves geçince ne olacak ? 

Kullanmıyorum. Cildimdeki kusurlarımı (!) örtmek için, insanlara daha iyi görünmek adına satılan hayvanlar üzerinde türlü işkencelerle test edilen ürünleri kullanmıyorum. Doğal ve sade bir makyaj. Benim olayım bu sanırım.



Bu liste uzar gider yapmadıklarım hakkında. Kısacası 1 yıl boyunca değişmeye çalıştım. Hala da uğraşıyorum. Bu aralar blogda fazla paylaşım yapamadım Kendime 1 yıl boyunca pes etmediğim için teşekkür etmek istedim ve doğaya kaçtım sevdiklerimle. Olabildiğince telefondan uzak kalmaya çalıştım. Bol bol çam havası depoladım. Kendime olan teşekkürümü gerçekleştirdim.



Ve sizler bu 1 yıl boyunca yanımda olduğunuz, benimle birlikte öğrendiğiniz, yeni şeyler öğrettiğiniz, dertleştiğiniz ve güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Küçük bir topluluk olarak sade hayatı birlikte yaşamaya çalışıyoruz. Ve bence çok iyi gidiyoruz bu konuda. Her gün yeni kişiler katılıyor, yeni yaşamlar görüyoruz. Desteğiniz olmasaydı böyle aktif büyüyemezdik. Her şey için çok teşekkür ederim. Bizim serüvenimiz daha yeni başlıyor.

Sade ve huzurlu günler dilerim. 

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

"Okyanusun verdiği şey hayatın kendisidir."


Merhabalar, teknik aksaklıklar nedeniyle belgeselimi biraz geç izledim. Uzatmadan tanıtıma geçiyorum :) Masmavi güzellikteki bu belgeselden söz edecek olursam;



Belgeselin;

Adı: Mission Blue

Süresi: 95 dk

Yönetmen: Robert Nixon, Fisher Stevens

IMDb Puanı: 8,0/10

Ünlü okyanus bilimcisi Sylvia Earle ve yanında çalıştığı kişilerin okyanus kirliliği ile mücadelesini anlatan bir belgesel. Endüstriyel firmalar ve petrol sızıntıları okyanuslarda yaşayan canlılara zarar vermektedir. Bu olayları engellemek için Sylva Earle gibi kişilere çok ihtiyacımız var. Unutmayalım ki okyanus yaşam kaynağıdır. 

Sevgiler, mutlu haftasonları.

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Cumartesi Önerisi

"Arılar olmasaydı yiyeceklerimizin üçte biri olmazdı"

Merhabalar, cumartesi için bol arılı bir belgesel öneriyorum sizlere. Arılarının gizemli ölümlerini araştırmayı amaçlayan bu belgeselde anlatıcımız nedenini öğrenmek için yollara düşüyor. Arı araştırmalarını, dünyanın pek çok yerindeki arı çiftliklerini gösteriyor. 



Belgeselin;

Adı: More Than Honey

Süresi: 95 dk

Yönetmen: Markus Imhoof

IMDb Puanı: 7,6/10

Özellikle Çinde radyoaktif maddeler nedeniyle arılar çoğu yerde yok. Döllenmeyi ise yerli halk sağlamaya çalışıyor. Peki arıların yaptığı döllenme ile insanların yaptığı döllenme aynı mıdır?

Einstein "Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz" demiş. Arıların ölümlerinde insanlığın bir payı var mı acaba? Kendi sonumuzu kendimiz mi hazırlıyoruz? Bu belgesel kafamda birçok soru işaretine yol açtı.

Sevgiler.








17 Ağustos 2017 Perşembe

Bullet Journal (Kendi Ajandam) Başarısızlığım

Herkese merhabalar ! Uzun bir süredir yoktum, sizlerle konuşmayı özledim, nasılsınız ? Neler yapıyorsunuz? Sada yaşam nasıl gidiyor? Beni haberdar etmeyi unutmayın.

Bugün gelen mesajlar üzerine bu konu hakkında yazı yazmak istedim. Konumuz kendi ajandamın (bullet journal yani) resimlerini veya aylık güncellemelerini neden paylaşmadığım.

Çoğu kişi kendisinin de ajanda yapmak istediğini ve benim nasıl düzen oluşturduğumu sormuş. Ama kendi ajandamı oluşturmak benim için hüsran oldu. Yapamadım, beceremedim daha doğrusu adam gibi çizgi bile çizemiyorum zaten :) Çizdiklerime bakıyorum ve inanın paylaşsam hayattan soğursunuz. Kendi ajandınızı oluşturmak emek ve zaman isteyen bir durum ve benim ajanda için ayıracak zamanım biraz kısıtlı. O yüzden kendi ajandamdan vazgeçtim.

 

Bu sefer başka sorun çıktı. Not almadan, planlamadan yapamayacağım için arayışa düştüm. Bu saatten sonra yeni bir ajanda da alamazdım, sonuçta ocak ayında değiliz. Pinterest'e bakayım bir dedim ve bazı blogların oluşturduğu takvimler, yapılacak listeleri, planlayıcıları buldum. emmastudies adlı blogda yazdırılabilir sekmesinde haftalık planlayıcı kağıtlarını indirdim ve çıkarttım.


theorganisedstudent.tumblr.com blogundan ise aylık takvimleri, harcamalar kağıtlarını indirdim. Şimdi bütün aylar ayrı ayrı dosyalarda, sırası geldikçe kullanıyorum. 


Benim gibi kendi ajandasını oluşturamayanlar veya farklı seçenek arayanlar bu bloglara bakabilir. Sizler ajanda düzenini nasıl sağlıyorsunuz? Benimle paylaşmayı unutmayın.



Sevgiler.